Kıyamet Yaklaşan Saat Hakkında Hadisler
Şeddad bin Evs, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey 'şirk'tir (Allah'a ortak koşmalarıdır). Bilmiş olunuz ki; şüphesiz onlar Güneş'e, Ay'a veya puta tapacak değillerdir. Ancak, gizli bir (dünya) arzusu taşıyacaklar ve amelleriyle Allah'a ortak koşacaklardır."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 4205
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Zamanın sonunda bir takım deccaller ve yalancılar meydana çıkar. Sizlere, ne kendinizin ve ne de babalarınızın işitmediği hadisler getirirler. İşte ben, sizleri onlardan şiddetle sakındırıyorum. Onlar, sakın sizleri saptırıp, fitneye düşürmesin."
Sahih-i Müslim, C.1. H.no: 7
Enes bin Malik, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "İnsanlar, mescitleriyle övünmedikçe kıyamet kopmaz."
Sünen-i Ebu Davud, C.2. H.no: 449
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Şüphesiz insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki; onlardan faiz yemeyen hiç kimse kalmayacak."
Sünen-i İbni Mace, C.6. H.no: 2278
Selh b. Sa'd es-Saidi, şöyle rivayet etmiştir: Bir gün biz, Kur'an-ı Kerim okuyorken; Resulullah (s.a.v.) yanımıza çıkageldi ve bizi bu halde görünce: "Allah'a hamdolsun, her ne kadar sizin içinizde, kırmızısı, beyazı ve siyahı bulunuyorsa da, Allah'ın Kitabı birdir. Onu ok gibi dosdoğru okuyup (fakat) ecrini dünyada alacak ve ahirete bırakmayacak kavimler gelmeden, onu(işte böyle) okuyunuz" buyurdu.
Sünen-i Ebu Davud, C.3. H.no: 831
Avf bin Malik, Ebu Hureyre'den şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah (s.a.v.), şöyle buyurdu: "Yahudiler, yetmiş bir fırkaya ayrıldı. (Bunlardan) biri cennette ve yetmişi ateştedir. Hıristiyanlar da, yetmiş iki fırkaya ayrıldı. (Onlardan da) yetmiş bir fırka ateşte ve biri cennettedir. Muhammed'in canı (kudret) elinde bulunan (Allah)'a yemin ederim ki, benim ümmetim, yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka cennette ve yetmiş iki fırka ateştedir."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 3992
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "(Andolsun ki) siz, kendinizden önceki(millet)lerin yoluna, kulacı kulacına, arşını arşınına ve karışı karışına muhakkak tıpatıp uyacaksınız. Hatta onlar, (daracık) bir keler deliğine girseler, siz de muhakkak o deliğe gireceksiniz"Sahabiler, ya Resulullah! (o milletler) Yahudiler ve Hıristiyanlar (mı)? Diye sordular. Resul-i Ekrem(s.a.v.): "Bunlar olmayınca kimler olur?" buyurdu.
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 3994
Ebu Katade, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Kıyamet alametleri, (hicri) iki yüzden sonradır."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no:4057
Ebu Saîd EI-Hudrî, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Nefsim yed-i kudretinde olan Zat'a(Allah'a) yemin ederim ki; yırtıcı hayvanlar, insanlarla konuşmadan, kamçısının ucu veya pabucunun kemeri, kişi ile konuşmadan ve kişinin uyluğu, arkasında ailesinin ne yaptığını kendisine bildirmeden 'Kıyamet' kopmayacaktır."
Sünen-i Tirmizi, C.4, Hno: 2272, s.54
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Ganimet, muayyen çevrelerin çıkarı yapıldığı; emanet, kelepir ve zekât, cereme sayıldığı; ilim, (Allah'tan) başka gaye için tahsil edildiği; kişi, karısına itaat edip, annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp, babasını uzaklaştırdığı; mescitlerde gürültüler baş gösterdiği; fasık(sapkın) adamın, kabilenin başına geçtiği ve aşağılık adamın, milletin lideri olduğu; şerrinden korkularak kişiye ikramda bulunulduğu; şarkıcı kızlar ve çalgı aletleri türediği; şaraplar içildiği ve bu ümmetin sonu evvelini lanetlediği vakit, işte o zaman; kızıl bir rüzgâr, zelzele, yere batma, kılık değiştirme, taşlanma ve ipi kesilen eskimiş bir kolyenin tanelerinin, ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden 'alametler' beklesinler."
Sünen-i Tirmizi, C.4, Hno: 2308, s.78
Selh bin Sa'd(es Saidi), şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Benim ümmetimin sonunda yere batmak, mesh(hayvan süretine) çevirmek ve taşlanmak (azabı) olur."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 4060
El-Müstevrid bin Şeddâd El-Fihrî, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), buyurdu ki: "Ben, kıyametin soluğunda gönderildim ve kıyametten şahadet parmağı ile orta parmak arasındaki fark kadar (kıyamete yakın) geldim."
Sünen-i Tirmizi, C.4, Hno: 2310, s.80
Abdurrahman bin Abd-i Rabbi'l-Kabe, şöyle demiştir: Bir gün, Abdullah Bin Amr bin el-As, Kâbe'nin gölgesinde oturmuş, başında halk toplanmış iken, ben onun yanına vardım. Abdullah'tan, (bu esnada) şunu işittim: Biz bir yolculukta Resulullah(s.a.v.)'in beraberinde idik. O, bir ara bir konakta konakladı. Bunun üzerine, kimimiz kendi çadırını kuruyor, kimimiz ok atışı yapıyor ve kimimiz otlanan hayvanı ile meşgul oluyorduk. Bu sırada, Resul-i Ekrem(s.a.v.), ayağa kalkarak bize şunları söyledi:
"Benden önceki her peygamber üzerine, kendi ümmeti için 'hayır' bildiği şeyleri onlara göstermesi ve 'şer' bildiği şeylere karşı, uyarıp-korkutması şüphesiz bir hak, görev oldu. Sizin ümmetinizin afiyeti, evvelinde kılındı. Bu ümmetinizin son kısmının başına, bela ve hoşlanmayacağınız bir takım işler muhakkak gelecektir. Sonra, öyle fitneler gelecek ki, bazısı bazısını hafifletecek (yani sonra gelen fitne, bir önceki fitneden daha şiddetli olacağından öncekini hafif bırakacaktır.) Artık mü'min köle, bir fitne(bela) geldiğinde: İşte beni helak edecek fitne(bela) budur, der. Bir süre sonra o fitne geçer. Bunun arkasından, başka bir fitne gelir ve mü'min köle, işte beni helak edici fitne budur, der. Sonra o fitne de açılıp gider."
Sünen-i İbni Mace, C.10, Hno: 3956, s.168
Abdullah bin Ömer, şöyle demiştir:
Resûlullah(s.a.v.), bize yönelerek şöyle buyurdu: "Ey muhacirler cemaati! Beş şey vardır ki, onlarla müptela olacağınız zaman (hiç bir hayır kalmaz). Ben sizlerin, o şeylerin (dönemine) erişmenizden Allah'a sığınırım (O şeyler şunlardır): Bir milletin içinde, zina - fuhuş ortaya çıkıp, nihayet o millet bu suçu aleni olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde vuku bulmamış 'hastalıklar' yayılır. Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet, mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarın zulmü ile cezalandırılırlar. Mallarının zekâtını vermekten imtina eden her millet, mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezasıyla cezalandırılır) ve hayvanlar olmasa onlara yağmur yağdırılmaz. Allah'ın ahdini ve resulünün ahdini bozan her milletin başına, mutlaka Allah, kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman, o milletin elindekinin bazısını alır."
Sünen-i İbni Mace, C.10, Hno: 4019, s.244-245
Avf bin Malik, şöyle demiştir:
Allah Resulü(s.a.v.), buyurdu: "Deccal öncesi, 'aldatıcı seneler' olacak, 'yağmur çok yağacak, bitki az olacak'. Doğru kimseler yalanlanacak, yalancı kimseler doğrulanacak. Haine güvenilecek, güvenilir olan kişi hain sayılacak. Ruveybida söz sahibi olacak."'Ruveybida' nedir ey Allah'ın Resulü? diye sordular:
"Kendisine önem verilmeyen ayak takımından olan kişi" diye buyurdu.
(Tebrani, Mu'cemu'l-Kebir)
Rudani, c.5. Hno: 9811, s.343
Ebû Ümâme el-Bâhilî, şöyle demiştir:
Resulullah (s.a.v.), bir kere bize bir konuşma yaptı. Konuşmasının çoğu bize Deccal'i anlatan ve bizi ondan sakındıran buyruk teşkil etti. Buyruğunun bir bölümü şu idi: "Deccal'in çıkmasından evvel, (kıtlığı) şiddetli üç yıl bulunur. O yıllarda, insanların başına büyük bir açlık (felâketi) gelecektir. Allah, birinci yılda, buluta, yağmurunun üçte birisini tutmasını emredecek ve yere bitkisinin üçte birini tutmasını (vermemesini) emredecektir. Sonra Allah, ikinci yılda buluta emredecek, bulut da yağmurunun üçte ikisini hapsedecektir ve Allah, yere emredecek ve yer de bitkisinin üçte ikisini hapsedecektir. Sonra Allah, üçüncü yılda, buluta emredecek bulut da yağmurunun tamamını hapsedecektir. Artık bir damla yağmur bile yağmayacaktır. Allah, yere de emredecek ve yer, bitkisinin tamamını hapsedecektir. Artık yer, yeşillik diye hiç bir şey bitirmeyecektir. Artık çift tırnaklı (geviş getiren) hiçbir hayvan kalmayıp hepsi helak olacak, Allah'ın (yaşamasını) dilediği hayvan hariç, buyurdu."
Sünen-i İbni Mace, C.10, Hno: 4077, s.331-335
Ebû Hûreyre, şöyle demiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurmuştur: "Zaman hızlanacak, dinde ilim azalacak, fitneler ortaya çıkacak, (insanların içine) cimrilik atılacak ve 'herç' çoğalacak". Rasulullah'a, 'Herç' nedir? diye soruldu, o da: "Öldürmek, öldürmek" diye buyurdu.
Sünen-i Ebu Davud, C.14, s.361
Ebu Sa'lebe el-Huşeni, şöyle demiştir:
"Peygamber(s.a.v.)'e, (Maide:105) ayeti hakkında sorulunca, şu cevabı verdi: "Ma'rufla amel edin, kötülükten uzak durun. Cimri insana itaat edildiğini, heva ve hevese uyulduğunu, dünyanın ahirete tercih edildiğini ve herkesin kendi görüşünü beğendiğini gördüğünüz zaman; sen kendine bak, avamı (halkı) bırak! Sizden sonra, öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda sabretmek, avucuna köz(kor) almak gibidir. O zaman bir kişi, sizin yaptığınız amelin benzeri bir ameli yaptığında, bugün sizden bu ameli yapan elli kişinin alacağı ecri alacaktır."
(Ebu Davud ve Tirmizi) Rudani, c.5, Hno: 9764, s.335
Sevban, şöyle demiştir:
Allah Resulü(s.a.v.), buyurdu: "Yemek yiyenlerin büyük tabağa üşüştükleri gibi insanların, size(Araplara) karşı birleşip üşüşmeleri yakındır."
Biri sordu: "Acaba o zaman biz sayıca az mı olacağız?"
Peygamber(s.a.v.), cevap verdi: "Hayır, bilakis siz o zaman sayıca çok olacaksınız. Fakat siz, selin sürüklediği çer-çöp gibi dağınık olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden, sizin korkunuzu çıkaracaktır. Sizin(Arapların) kalplerinize de 'vehen' atacaktır."
'Vehen' nedir? Ey Allah'ın Resulü diye sorduklarında da şöyle buyurdu: "Dünya sevgisi ve ölüm korkusu."
(Ebu Davud) Rudani, c.5, Hno: 9820, s. 345-346
Ubeyy ibnu Ka'b anlatıyor:
Gecenin üçte ikisi geçtiği zaman Peygamber(s.a.v.) kalkıp şöyle seslenirdi: "Ey insanlar! Allah'ı zikredin! 'Sarsıcı'(kuyruklu yıldız) kesin gelecek; 'takipçi'(kuyruklu yıldızın kuyruğu) onun arkasından gelecektir. Ölüm ise, içindeki bütün zorlukları ile kapımızı çalmaktadır."
(Tirmizi) Rudani, c.5, Hno: 9666, s. 319
Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Mal çoğalıp (her yer), dolup taşmadıkça kıyamet kopmaz. Hatta o sırada insan, malının zekâtını vermek ister de kendisinden, bu zekatını kabul edecek hiçbir kimse bulamaz. Hatta yine o zaman Arap arazileri(sahralar-çöller), otlaklar-yeşillikler ve nehirlere kavuşur."
Sahih-i Müslim, C.3, Hno: 158, s. 201.
Resulullah(s.a.v.) 74/8 ayeti ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"Ben nasıl hayattan haz alayım ki, Sur'a üfürecek melek, Sur'u ağzına almış, başını eğmiş emir beklemektedir."
Ashabı: "Bu durumda nasıl dua edelim?" diye sordular. Resulullah(s.a.v.) ise:
"Allah bize yeter. O ne güzel yardımcıdır deyin" buyurdu.
Mecmauz-Zevaid, C.12, Hno: 11453, s.80
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey 'şirk'tir (Allah'a ortak koşmalarıdır). Bilmiş olunuz ki; şüphesiz onlar Güneş'e, Ay'a veya puta tapacak değillerdir. Ancak, gizli bir (dünya) arzusu taşıyacaklar ve amelleriyle Allah'a ortak koşacaklardır."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 4205
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Zamanın sonunda bir takım deccaller ve yalancılar meydana çıkar. Sizlere, ne kendinizin ve ne de babalarınızın işitmediği hadisler getirirler. İşte ben, sizleri onlardan şiddetle sakındırıyorum. Onlar, sakın sizleri saptırıp, fitneye düşürmesin."
Sahih-i Müslim, C.1. H.no: 7
Enes bin Malik, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "İnsanlar, mescitleriyle övünmedikçe kıyamet kopmaz."
Sünen-i Ebu Davud, C.2. H.no: 449
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Şüphesiz insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki; onlardan faiz yemeyen hiç kimse kalmayacak."
Sünen-i İbni Mace, C.6. H.no: 2278
Selh b. Sa'd es-Saidi, şöyle rivayet etmiştir: Bir gün biz, Kur'an-ı Kerim okuyorken; Resulullah (s.a.v.) yanımıza çıkageldi ve bizi bu halde görünce: "Allah'a hamdolsun, her ne kadar sizin içinizde, kırmızısı, beyazı ve siyahı bulunuyorsa da, Allah'ın Kitabı birdir. Onu ok gibi dosdoğru okuyup (fakat) ecrini dünyada alacak ve ahirete bırakmayacak kavimler gelmeden, onu(işte böyle) okuyunuz" buyurdu.
Sünen-i Ebu Davud, C.3. H.no: 831
Avf bin Malik, Ebu Hureyre'den şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah (s.a.v.), şöyle buyurdu: "Yahudiler, yetmiş bir fırkaya ayrıldı. (Bunlardan) biri cennette ve yetmişi ateştedir. Hıristiyanlar da, yetmiş iki fırkaya ayrıldı. (Onlardan da) yetmiş bir fırka ateşte ve biri cennettedir. Muhammed'in canı (kudret) elinde bulunan (Allah)'a yemin ederim ki, benim ümmetim, yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka cennette ve yetmiş iki fırka ateştedir."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 3992
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "(Andolsun ki) siz, kendinizden önceki(millet)lerin yoluna, kulacı kulacına, arşını arşınına ve karışı karışına muhakkak tıpatıp uyacaksınız. Hatta onlar, (daracık) bir keler deliğine girseler, siz de muhakkak o deliğe gireceksiniz"Sahabiler, ya Resulullah! (o milletler) Yahudiler ve Hıristiyanlar (mı)? Diye sordular. Resul-i Ekrem(s.a.v.): "Bunlar olmayınca kimler olur?" buyurdu.
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 3994
Ebu Katade, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Kıyamet alametleri, (hicri) iki yüzden sonradır."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no:4057
Ebu Saîd EI-Hudrî, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Nefsim yed-i kudretinde olan Zat'a(Allah'a) yemin ederim ki; yırtıcı hayvanlar, insanlarla konuşmadan, kamçısının ucu veya pabucunun kemeri, kişi ile konuşmadan ve kişinin uyluğu, arkasında ailesinin ne yaptığını kendisine bildirmeden 'Kıyamet' kopmayacaktır."
Sünen-i Tirmizi, C.4, Hno: 2272, s.54
Ebu Hureyre, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Ganimet, muayyen çevrelerin çıkarı yapıldığı; emanet, kelepir ve zekât, cereme sayıldığı; ilim, (Allah'tan) başka gaye için tahsil edildiği; kişi, karısına itaat edip, annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp, babasını uzaklaştırdığı; mescitlerde gürültüler baş gösterdiği; fasık(sapkın) adamın, kabilenin başına geçtiği ve aşağılık adamın, milletin lideri olduğu; şerrinden korkularak kişiye ikramda bulunulduğu; şarkıcı kızlar ve çalgı aletleri türediği; şaraplar içildiği ve bu ümmetin sonu evvelini lanetlediği vakit, işte o zaman; kızıl bir rüzgâr, zelzele, yere batma, kılık değiştirme, taşlanma ve ipi kesilen eskimiş bir kolyenin tanelerinin, ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden 'alametler' beklesinler."
Sünen-i Tirmizi, C.4, Hno: 2308, s.78
Selh bin Sa'd(es Saidi), şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Benim ümmetimin sonunda yere batmak, mesh(hayvan süretine) çevirmek ve taşlanmak (azabı) olur."
Sünen-i İbni Mace, C.10. H.no: 4060
El-Müstevrid bin Şeddâd El-Fihrî, şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), buyurdu ki: "Ben, kıyametin soluğunda gönderildim ve kıyametten şahadet parmağı ile orta parmak arasındaki fark kadar (kıyamete yakın) geldim."
Sünen-i Tirmizi, C.4, Hno: 2310, s.80
Abdurrahman bin Abd-i Rabbi'l-Kabe, şöyle demiştir: Bir gün, Abdullah Bin Amr bin el-As, Kâbe'nin gölgesinde oturmuş, başında halk toplanmış iken, ben onun yanına vardım. Abdullah'tan, (bu esnada) şunu işittim: Biz bir yolculukta Resulullah(s.a.v.)'in beraberinde idik. O, bir ara bir konakta konakladı. Bunun üzerine, kimimiz kendi çadırını kuruyor, kimimiz ok atışı yapıyor ve kimimiz otlanan hayvanı ile meşgul oluyorduk. Bu sırada, Resul-i Ekrem(s.a.v.), ayağa kalkarak bize şunları söyledi:
"Benden önceki her peygamber üzerine, kendi ümmeti için 'hayır' bildiği şeyleri onlara göstermesi ve 'şer' bildiği şeylere karşı, uyarıp-korkutması şüphesiz bir hak, görev oldu. Sizin ümmetinizin afiyeti, evvelinde kılındı. Bu ümmetinizin son kısmının başına, bela ve hoşlanmayacağınız bir takım işler muhakkak gelecektir. Sonra, öyle fitneler gelecek ki, bazısı bazısını hafifletecek (yani sonra gelen fitne, bir önceki fitneden daha şiddetli olacağından öncekini hafif bırakacaktır.) Artık mü'min köle, bir fitne(bela) geldiğinde: İşte beni helak edecek fitne(bela) budur, der. Bir süre sonra o fitne geçer. Bunun arkasından, başka bir fitne gelir ve mü'min köle, işte beni helak edici fitne budur, der. Sonra o fitne de açılıp gider."
Sünen-i İbni Mace, C.10, Hno: 3956, s.168
Abdullah bin Ömer, şöyle demiştir:
Resûlullah(s.a.v.), bize yönelerek şöyle buyurdu: "Ey muhacirler cemaati! Beş şey vardır ki, onlarla müptela olacağınız zaman (hiç bir hayır kalmaz). Ben sizlerin, o şeylerin (dönemine) erişmenizden Allah'a sığınırım (O şeyler şunlardır): Bir milletin içinde, zina - fuhuş ortaya çıkıp, nihayet o millet bu suçu aleni olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde vuku bulmamış 'hastalıklar' yayılır. Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet, mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarın zulmü ile cezalandırılırlar. Mallarının zekâtını vermekten imtina eden her millet, mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezasıyla cezalandırılır) ve hayvanlar olmasa onlara yağmur yağdırılmaz. Allah'ın ahdini ve resulünün ahdini bozan her milletin başına, mutlaka Allah, kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman, o milletin elindekinin bazısını alır."
Sünen-i İbni Mace, C.10, Hno: 4019, s.244-245
Avf bin Malik, şöyle demiştir:
Allah Resulü(s.a.v.), buyurdu: "Deccal öncesi, 'aldatıcı seneler' olacak, 'yağmur çok yağacak, bitki az olacak'. Doğru kimseler yalanlanacak, yalancı kimseler doğrulanacak. Haine güvenilecek, güvenilir olan kişi hain sayılacak. Ruveybida söz sahibi olacak."'Ruveybida' nedir ey Allah'ın Resulü? diye sordular:
"Kendisine önem verilmeyen ayak takımından olan kişi" diye buyurdu.
(Tebrani, Mu'cemu'l-Kebir)
Rudani, c.5. Hno: 9811, s.343
Ebû Ümâme el-Bâhilî, şöyle demiştir:
Resulullah (s.a.v.), bir kere bize bir konuşma yaptı. Konuşmasının çoğu bize Deccal'i anlatan ve bizi ondan sakındıran buyruk teşkil etti. Buyruğunun bir bölümü şu idi: "Deccal'in çıkmasından evvel, (kıtlığı) şiddetli üç yıl bulunur. O yıllarda, insanların başına büyük bir açlık (felâketi) gelecektir. Allah, birinci yılda, buluta, yağmurunun üçte birisini tutmasını emredecek ve yere bitkisinin üçte birini tutmasını (vermemesini) emredecektir. Sonra Allah, ikinci yılda buluta emredecek, bulut da yağmurunun üçte ikisini hapsedecektir ve Allah, yere emredecek ve yer de bitkisinin üçte ikisini hapsedecektir. Sonra Allah, üçüncü yılda, buluta emredecek bulut da yağmurunun tamamını hapsedecektir. Artık bir damla yağmur bile yağmayacaktır. Allah, yere de emredecek ve yer, bitkisinin tamamını hapsedecektir. Artık yer, yeşillik diye hiç bir şey bitirmeyecektir. Artık çift tırnaklı (geviş getiren) hiçbir hayvan kalmayıp hepsi helak olacak, Allah'ın (yaşamasını) dilediği hayvan hariç, buyurdu."
Sünen-i İbni Mace, C.10, Hno: 4077, s.331-335
Ebû Hûreyre, şöyle demiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurmuştur: "Zaman hızlanacak, dinde ilim azalacak, fitneler ortaya çıkacak, (insanların içine) cimrilik atılacak ve 'herç' çoğalacak". Rasulullah'a, 'Herç' nedir? diye soruldu, o da: "Öldürmek, öldürmek" diye buyurdu.
Sünen-i Ebu Davud, C.14, s.361
Ebu Sa'lebe el-Huşeni, şöyle demiştir:
"Peygamber(s.a.v.)'e, (Maide:105) ayeti hakkında sorulunca, şu cevabı verdi: "Ma'rufla amel edin, kötülükten uzak durun. Cimri insana itaat edildiğini, heva ve hevese uyulduğunu, dünyanın ahirete tercih edildiğini ve herkesin kendi görüşünü beğendiğini gördüğünüz zaman; sen kendine bak, avamı (halkı) bırak! Sizden sonra, öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda sabretmek, avucuna köz(kor) almak gibidir. O zaman bir kişi, sizin yaptığınız amelin benzeri bir ameli yaptığında, bugün sizden bu ameli yapan elli kişinin alacağı ecri alacaktır."
(Ebu Davud ve Tirmizi) Rudani, c.5, Hno: 9764, s.335
Sevban, şöyle demiştir:
Allah Resulü(s.a.v.), buyurdu: "Yemek yiyenlerin büyük tabağa üşüştükleri gibi insanların, size(Araplara) karşı birleşip üşüşmeleri yakındır."
Biri sordu: "Acaba o zaman biz sayıca az mı olacağız?"
Peygamber(s.a.v.), cevap verdi: "Hayır, bilakis siz o zaman sayıca çok olacaksınız. Fakat siz, selin sürüklediği çer-çöp gibi dağınık olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden, sizin korkunuzu çıkaracaktır. Sizin(Arapların) kalplerinize de 'vehen' atacaktır."
'Vehen' nedir? Ey Allah'ın Resulü diye sorduklarında da şöyle buyurdu: "Dünya sevgisi ve ölüm korkusu."
(Ebu Davud) Rudani, c.5, Hno: 9820, s. 345-346
Ubeyy ibnu Ka'b anlatıyor:
Gecenin üçte ikisi geçtiği zaman Peygamber(s.a.v.) kalkıp şöyle seslenirdi: "Ey insanlar! Allah'ı zikredin! 'Sarsıcı'(kuyruklu yıldız) kesin gelecek; 'takipçi'(kuyruklu yıldızın kuyruğu) onun arkasından gelecektir. Ölüm ise, içindeki bütün zorlukları ile kapımızı çalmaktadır."
(Tirmizi) Rudani, c.5, Hno: 9666, s. 319
Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu: "Mal çoğalıp (her yer), dolup taşmadıkça kıyamet kopmaz. Hatta o sırada insan, malının zekâtını vermek ister de kendisinden, bu zekatını kabul edecek hiçbir kimse bulamaz. Hatta yine o zaman Arap arazileri(sahralar-çöller), otlaklar-yeşillikler ve nehirlere kavuşur."
Sahih-i Müslim, C.3, Hno: 158, s. 201.
Resulullah(s.a.v.) 74/8 ayeti ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"Ben nasıl hayattan haz alayım ki, Sur'a üfürecek melek, Sur'u ağzına almış, başını eğmiş emir beklemektedir."
Ashabı: "Bu durumda nasıl dua edelim?" diye sordular. Resulullah(s.a.v.) ise:
"Allah bize yeter. O ne güzel yardımcıdır deyin" buyurdu.
Mecmauz-Zevaid, C.12, Hno: 11453, s.80